Kadın Liderliğiyle Dönüşen Enerji Sektörü

ODAS

ODAŞ CA Genel Müdürü Zehra Zeynep Dereli, kadınların ekonomide yükselen etkisini ve enerji sektöründeki dönüşümünü; sürdürülebilirlik odağı, stratejik liderlik anlayışı ve değişen küresel dinamikler çerçevesinde Kobi Efor Dergisi'ne anlattı.

Ekonomide kadınların rolünü bugün geldiğimiz noktada nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların ekonomideki rolünü artık yalnızca iş gücüne katılım üzerinden değil, karar alma mekanizmalarına ve sürdürülebilir büyümeye etkileri üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Kadınlar üretimden inovasyona, liderlikten karar alma süreçlerine kadar iş hayatında daha fazla yer aldıkça, ekonomik yapı da daha kapsayıcı ve sürdürülebilir hale geliyor. Bugün önemli bir farkındalık oluştuğunu düşünüyorum. Ancak asıl mesele, bu farkındalığın kalıcı politikalara ve somut sonuçlara dönüşmesi. Kadınların ekonomik hayattaki varlığını bir eşitlik başlığının ötesinde, kalkınmanın ve rekabet gücünün temel unsurlarından biri olarak görüyorum.

Sektörünüzde kadınların varlığı son yıllarda sizce nasıl bir değişim gösterdi?

Enerji sektörü hâlâ erkek egemen bir yapıya sahip. Küresel ölçekte kadın oranı yaklaşık %20 seviyesinde; Türkiye’de de benzer bir tablo söz konusu. Bu durum, ilerleme olsa da henüz dengeli bir yapıya ulaşılmadığını gösteriyor. Ancak özellikle yenilenebilir enerji alanında daha olumlu bir eğilim görüyoruz. Güneş enerjisinde kadın istihdamının %30 seviyesine ulaşması, dönüşüm süreçlerinin temsil yapısını da etkileyebildiğini ortaya koyuyor. Sektör değiştikçe kadınların rolü güçleniyor. ODAŞ özelinde ise enerji ve madencilik gibi geleneksel olarak kadın istihdamının düşük olduğu alanlarda faaliyet göstermemize rağmen, özellikle yönetim ve beyaz yaka pozisyonlarında kadın temsilini artırmaya odaklanıyoruz. Çeşitliliğin karar alma süreçlerinde stratejik değer oluşturduğuna, kalıcı değişimin ise ancak uzun vadeli ve kararlı bir yaklaşım ile mümkün olacağına inanıyoruz.

Yoğun sorumluluklar arasında dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Yoğun sorumluluklar arasında dengeyi kurarken disiplini sadece teknik bir planlama değil, her anın içindeki hakikatin farkında olma gayreti olarak görüyorum. Benim için denge, her işi ve her sorumluluğu bir şükür vesilesi olarak kabul etmekten geçiyor. İş hayatını, özel yaşamı ve sosyal çevreyi birbirinden keskin çizgilerle ayırmak yerine; hepsini şükürle karşılanan birer gelişim alanı olarak bütünleştirmeyi tercih ediyorum. Sürdürülebilir ve yüksek bir tempo, ancak bu iç disiplin ve bilinçli farkındalıkla mümkündür. Dengeyi sabit bir formül değil, her an yeniden kurulan ve hakikate teslimiyetle şekillenen dinamik bir süreç olarak yaşıyorum.

Kariyer yolculuğunuzda karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu, bunları nasıl aştınız?

Kariyer yolculuğumda en önemli zorluklardan biri, kurucusu olduğum yapıyı sürdürülebilir hale getirme ve doğru zamanda devretme süreciydi. Bir kurumu inşa etmek kadar, onu doğru stratejiyle geleceğe hazırlamak da ciddi bir liderlik sınavı. Bu süreçte karşılaştığım zorluklardan önemli dersler çıkardım. Özellikle büyüme ile kurumsal kapasite arasındaki dengeyi korumanın kritik olduğunu deneyimledim. Karşılaştığım sınavları bir engel değil, gelişim alanı olarak görmeyi tercih ettim. Bu yaklaşım, bugün daha stratejik ve uzun vadeli düşünebilen bir liderlik perspektifi kazanmamı sağladı.

Geleceğin iş dünyasında kadın liderliği nasıl bir yerde olacak?

Küresel dönüşümün hızlandığı bir dönemde kadın liderliğinin daha belirleyici bir rol üstleneceğine inanıyorum. Özellikle sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yeşil ekonomi başlıklarında çeşitlilik artık tercih değil, gereklilik. Enerji sektöründe kadın temsili hâlâ sınırlı olsa da yenilenebilir enerji alanında daha dengeli bir tablo oluşmaya başlaması önemli bir işaret. Kadınların karar alma süreçlerinde daha fazla yer alması, kurumların risk yönetimi, inovasyon kapasitesi ve uzun vadeli stratejik bakışını güçlendirecektir. Ben kadın liderliğini yalnızca eşitlik perspektifinden değil, rekabet gücü ve sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak görüyorum. Geleceğin iş dünyasında kadınlar yer alan değil, yön veren aktörler olacak.