ODAŞ’ın yurt dışındaki ilk yatırımı olan ODAŞ CA’nın Özbekistan’daki varlığı, Türk mühendislik ve işletme becerilerinin sektörel uzmanlıkla harmanlandığı bir bakış açısıyla şekilleniyor.
Enerji yatırımlarının değerinin, hem üretilen elektrik miktarı hem de bulunduğu coğrafyada sağladığı dengeyle ölçüldüğünü kaydeden ODAŞ CA Genel Müdürü Zehra Zeynep Dereli, sanayileşme ivmesi yüksek bölgelerde önceliğin, enerji arzını kesintisiz biçimde güvence altına alan ve dönüşüme alan açan bir altyapı kurmak olduğunu vurguladı. Dereli, şirketin Özbekistan’ın hızla büyüyen enerji talebine cevap verirken, sistemin sürekliliğini ve verimliliğini aynı anda gözeten bir üretim modeliyle konumlandığını belirtti.
Ülkenin ulusal elektrik iletim şebekesine doğrudan bağlı olan tesisin, yaklaşık 500 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayarak Özbekistan’ın enerji arz güvenliğine somut katkı sağladığını belirten Zehra Zeynep Dereli, “Bu üretim yapısı; dijital izleme altyapıları, operasyonel sürekliliği destekleyen yönetim modeli ve nitelikli insan kaynağıyla uzun vadeli bir değer sağlama perspektifiyle tamamlanıyor” dedi.
“Sera projesi verimli bir modelin temellerini atıyor”
Sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine koyan ODAŞ CA’nın, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda yenilikçi adımlar attığını dile getiren Dereli, “Bu kapsamda santraldeki üretim sürecinde açığa çıkan atık ısıyı değerlendirmek üzere planlanan sera projesi, enerji ve tarımı bir araya getiren verimli bir modelin temellerini atıyor. Türk mühendislik gücüyle tasarlanan bu girişim, hayata geçtiğinde karbon ayak izini azaltırken yerel kalkınmaya da yeni bir değer katacak” diye konuştu.
“Gerçekçi bir geçiş süreci”
ODAŞ CA’nın, enerji dönüşümünü anlık kırılmalarla değil, Türk işletme yetkinliklerinin sunduğu yönetilebilir ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele aldığını ifade eden Zehra Zeynep Dereli, “Özbekistan’ın 2030 yılına kadar 15 GW yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma ve elektrik üretiminde temiz kaynakların payını yüzde 40’ın üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda, santrale entegre edilmesi planlanan 50 MW’lık güneş enerjisi yatırımı, bu dönüşümün en stratejik adımlarından biri olarak görülüyor” şeklinde konuştu.
"Ülkenin büyüme vizyonunun bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.’’
ODAŞ CA Genel Müdürü Zehra Zeynep Dereli, bugün 174 MW kurulu gücüyle faaliyet gösteren ODAŞ CA’nın yalnızca enerji üreten bir tesis değil; arz güvenliği, verimlilik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan bir anlayışın Özbekistan’daki öncü temsilcisi olarak konumlandığını anlattı. Özbekistan’ın planlı, başarılı ve özverili büyüme vizyonuna tanıklık etmekten ve bu gelişimin bir parçası olmaktan büyük gurur duyduklarını vurgulayan Dereli, “Bu stratejik kalkınma yolculuğuna vizyoner liderliğiyle yön veren Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’e ve tüm ilgili makamlara içten teşekkürlerimizi sunarız. Birlikte gelişiyoruz” dedi.
Enerji üretimi alanında hem Türkiye’de hem de farklı ülkelerde yatırımları bulunan ODAŞ, mühendislik kabiliyetiyle öne çıkan şirketlerden biri. Özellikle Özbekistan’daki yatırımlarımız bu yaklaşımın somut bir örneği. Türkiye’de Urfa’da bulunan çevrim santrallerimizin sökülerek Özbekistan’a taşınmasıyla hayata geçirilen relokasyon projesi, teknik açıdan oldukça zor ama bir o kadar da öğretici bir süreç oldu. Bugün Özbekistan’daki toplam kurulu gücü 1,8 GW seviyesinde. Relokasyon projeleri kolay değil; bu noktada mühendislik yetkinliği en belirleyici unsur.
Yapay zekâ bugün herkesin gündeminde. Ancak konu çoğu zaman ChatGPT gibi araçların kullanımıyla sınırlıymış gibi ele alınıyor. Oysa yapay zekânın gerçek değeri, doğru ve güvenilir veriyle ortaya çıkıyor. Veri olmadan hiçbir şey yapamazsınız ama elinizdeki verinin doğru olup olmadığını da anlayabilmeniz gerekir. Bu nedenle firmaların veri mimarisini çok doğru kurgulaması şart. Bunlar aynı zamanda yönetsel kararlar. Bugün tüm şirketler bu konularda danışmanlık alıyor, yol haritası oluşturmaya çalışıyor.
Bizim Özbekistan’da uyguladığımız model kestirimci bakım yaklaşımı. Klasik anlayışta “şu ekipmanın iki yıl sonra bakım var” denir ve bu takvim izlenir.
Ancak konu yalnızca çalışma saati değil. Yıpranma oranları, nem değişimleri ve pek çok çevresel veri birlikte değerlendirildiğinde, o ekipmanın gerçekten ne zaman bakıma ihtiyaç duyacağını öngörebilirsiniz. Parçanın o gün değiştirilmesi gerekip gerekmediğine büyük resimde bakarak karar verirsiniz. Yönetici olarak bu kararları yapay zekânın sunduğu verilerle almak büyük fark yaratıyor. Sistemin bir parçası çalışması bile sürecin güvenle devam ettirilebilmek için bu veriye ihtiyaç var.
Biz bunları kullanarak gerçekten Özbekistan’daki en verimli santrali işletiyoruz. Bu çalışmalar bireysel değil, kolektif bir emeğin sonucu. Ekip arkadaşlarımızın katkısı çok büyük. Yapay zekâ uygulamaları yalnızca bakım alanında değil, birçok farklı alanda kullanılabilir. Ancak her uygulama her zaman finansal olarak anlamlı olmayabilir.
Bazı konularda yatırıma geç başlayan ülkeler ya da şirketler, bazen daha düşük maliyetle daha hızlı yol alabiliyor. Amerika ve Çin bunun örnekleri. Türkiye ve Özbekistan karşılaştırmasında da benzer bir tablo görülebiliyor. Özbekistan’da altyapının sınırlı olduğu alanlarda sıfırdan kurulum yapmak bazı fırsatlar yaratabiliyor. Türkiye ise çok kıymetli bir insan kaynağına sahip.
Regülasyonlar, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gereken bir dönüşümden bahsediyoruz. Bu sürecin hem yukarıdan aşağıya hem de tabandan yukarıya işlemesi gerekiyor.
Ancak kurulu bir düzeni değiştirmek kolay değil. “Dijital ikize geçiyorum” demek, yatırımı açısından ilave maliyet ve iş yükü anlamına gelebiliyor. Bu noktada yapılması gereken, sağlayacağı faydayı çok net ortaya koymak. Verimlilik artışının kaç yılda geri döneceği, insan kaynağının bu dönüşüme ne kadar hazır olduğu gibi soruların cevaplanması şart.
Tüm bu sistemlerin çalışabilmesi için en kritik unsurlardan biri altyapı. İletim ve dağıtım hatları güncellenmeden bu dönüşümü yapamayız. Mikro gridlerden bahsediyorsunuz ve bu kompleks yapının içerisinde, çok büyük altyapı yatırımlarını yapmadan da gerekli değişimleri gerçekleştiremeden, aslında hiçbir ülke bu konuda istediği kadar ileriye gidemeyecek. Avrupa Birliği bu alanda ciddi yatırımlar yapıyor. Sadece yeni iletim hatları değil, mevcut iletim hatlarının da güncellenmesi gerekiyor.
Yapay zekâyı bu alanda kullanmamız için iletim hatlarının akıllanması ve iletim hatlarından veri toplanabilir hale gelmesi gerekiyor. Bu alanda henüz açıklığımız somut bir yatırım yok ancak olmazsa olmaz gördüğümüz başlıklardan biri. Bu süreç devletin desteğiyle ilerleyecek. İletim hatları dünya genelinde hâlâ büyük ölçüde kamu kontrolünde. Ön çalışmalar tamamlandıktan sonra nihai tüketiciye erişim konusu birlikte ele alınacak.
Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik ise artık vazgeçilmez başlıklar. ODAŞ olarak hem Türkiye’deki hem de Özbekistan’daki yatırımlarımızda bu konuyu çok ciddiye alıyoruz. Özbekistan’da istihdama katkı sağlarken, tarım gibi alanlarda da daha verimli ve kaliteli üretime zemin hazırlıyoruz. Bu yatırımlar bir anlamda yaşam laboratuvarı niteliği taşıyor ancak şu aşamada ticarileştirme hedefi ilerlemiyoruz. Bölgenin buna hazır olması gerekiyor. Biz bu çalışmaları, bulunduğumuz ülkelerin ekonomisine ve sürdürülebilir geleceğine katkı olarak görüyoruz ve tüm yatırımlarımızı bu bakış açısıyla yönetiyoruz.
ODAŞ’ın yurt dışındaki ilk yatırımı olan ODAŞ CA’nın Özbekistan’daki varlığı, Türk mühendislik ve işletme becerilerinin sektörel uzmanlıkla harmanlandığı bir bakış açısıyla şekilleniyor.
Enerji yatırımlarının değerinin, hem üretilen elektrik miktarı hem de bulunduğu coğrafyada sağladığı dengeyle ölçüldüğünü kaydeden ODAŞ CA Genel Müdürü Zehra Zeynep Dereli, sanayileşme ivmesi yüksek bölgelerde önceliğin, enerji arzını kesintisiz biçimde güvence altına alan ve dönüşüme alan açan bir altyapı kurmak olduğunu vurguladı. Dereli, şirketin Özbekistan’ın hızla büyüyen enerji talebine cevap verirken, sistemin sürekliliğini ve verimliliğini aynı anda gözeten bir üretim modeliyle konumlandığını belirtti.
Ülkenin ulusal elektrik iletim şebekesine doğrudan bağlı olan tesisin, yaklaşık 500 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayarak Özbekistan’ın enerji arz güvenliğine somut katkı sağladığını belirten Zehra Zeynep Dereli, “Bu üretim yapısı; dijital izleme altyapıları, operasyonel sürekliliği destekleyen yönetim modeli ve nitelikli insan kaynağıyla uzun vadeli bir değer sağlama perspektifiyle tamamlanıyor” dedi.
“Sera projesi verimli bir modelin temellerini atıyor”
Sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine koyan ODAŞ CA’nın, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda yenilikçi adımlar attığını dile getiren Dereli, “Bu kapsamda santraldeki üretim sürecinde açığa çıkan atık ısıyı değerlendirmek üzere planlanan sera projesi, enerji ve tarımı bir araya getiren verimli bir modelin temellerini atıyor. Türk mühendislik gücüyle tasarlanan bu girişim, hayata geçtiğinde karbon ayak izini azaltırken yerel kalkınmaya da yeni bir değer katacak” diye konuştu.
“Gerçekçi bir geçiş süreci”
ODAŞ CA’nın, enerji dönüşümünü anlık kırılmalarla değil, Türk işletme yetkinliklerinin sunduğu yönetilebilir ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele aldığını ifade eden Zehra Zeynep Dereli, “Özbekistan’ın 2030 yılına kadar 15 GW yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma ve elektrik üretiminde temiz kaynakların payını yüzde 40’ın üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda, santrale entegre edilmesi planlanan 50 MW’lık güneş enerjisi yatırımı, bu dönüşümün en stratejik adımlarından biri olarak görülüyor” şeklinde konuştu.
"Ülkenin büyüme vizyonunun bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.’’
ODAŞ CA Genel Müdürü Zehra Zeynep Dereli, bugün 174 MW kurulu gücüyle faaliyet gösteren ODAŞ CA’nın yalnızca enerji üreten bir tesis değil; arz güvenliği, verimlilik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan bir anlayışın Özbekistan’daki öncü temsilcisi olarak konumlandığını anlattı. Özbekistan’ın planlı, başarılı ve özverili büyüme vizyonuna tanıklık etmekten ve bu gelişimin bir parçası olmaktan büyük gurur duyduklarını vurgulayan Dereli, “Bu stratejik kalkınma yolculuğuna vizyoner liderliğiyle yön veren Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’e ve tüm ilgili makamlara içten teşekkürlerimizi sunarız. Birlikte gelişiyoruz” dedi.
Enerji üretimi alanında hem Türkiye’de hem de farklı ülkelerde yatırımları bulunan ODAŞ, mühendislik kabiliyetiyle öne çıkan şirketlerden biri. Özellikle Özbekistan’daki yatırımlarımız bu yaklaşımın somut bir örneği. Türkiye’de Urfa’da bulunan çevrim santrallerimizin sökülerek Özbekistan’a taşınmasıyla hayata geçirilen relokasyon projesi, teknik açıdan oldukça zor ama bir o kadar da öğretici bir süreç oldu. Bugün Özbekistan’daki toplam kurulu gücü 1,8 GW seviyesinde. Relokasyon projeleri kolay değil; bu noktada mühendislik yetkinliği en belirleyici unsur.
Yapay zekâ bugün herkesin gündeminde. Ancak konu çoğu zaman ChatGPT gibi araçların kullanımıyla sınırlıymış gibi ele alınıyor. Oysa yapay zekânın gerçek değeri, doğru ve güvenilir veriyle ortaya çıkıyor. Veri olmadan hiçbir şey yapamazsınız ama elinizdeki verinin doğru olup olmadığını da anlayabilmeniz gerekir. Bu nedenle firmaların veri mimarisini çok doğru kurgulaması şart. Bunlar aynı zamanda yönetsel kararlar. Bugün tüm şirketler bu konularda danışmanlık alıyor, yol haritası oluşturmaya çalışıyor.
Bizim Özbekistan’da uyguladığımız model kestirimci bakım yaklaşımı. Klasik anlayışta “şu ekipmanın iki yıl sonra bakım var” denir ve bu takvim izlenir.
Ancak konu yalnızca çalışma saati değil. Yıpranma oranları, nem değişimleri ve pek çok çevresel veri birlikte değerlendirildiğinde, o ekipmanın gerçekten ne zaman bakıma ihtiyaç duyacağını öngörebilirsiniz. Parçanın o gün değiştirilmesi gerekip gerekmediğine büyük resimde bakarak karar verirsiniz. Yönetici olarak bu kararları yapay zekânın sunduğu verilerle almak büyük fark yaratıyor. Sistemin bir parçası çalışması bile sürecin güvenle devam ettirilebilmek için bu veriye ihtiyaç var.
Biz bunları kullanarak gerçekten Özbekistan’daki en verimli santrali işletiyoruz. Bu çalışmalar bireysel değil, kolektif bir emeğin sonucu. Ekip arkadaşlarımızın katkısı çok büyük. Yapay zekâ uygulamaları yalnızca bakım alanında değil, birçok farklı alanda kullanılabilir. Ancak her uygulama her zaman finansal olarak anlamlı olmayabilir.
Bazı konularda yatırıma geç başlayan ülkeler ya da şirketler, bazen daha düşük maliyetle daha hızlı yol alabiliyor. Amerika ve Çin bunun örnekleri. Türkiye ve Özbekistan karşılaştırmasında da benzer bir tablo görülebiliyor. Özbekistan’da altyapının sınırlı olduğu alanlarda sıfırdan kurulum yapmak bazı fırsatlar yaratabiliyor. Türkiye ise çok kıymetli bir insan kaynağına sahip.
Regülasyonlar, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gereken bir dönüşümden bahsediyoruz. Bu sürecin hem yukarıdan aşağıya hem de tabandan yukarıya işlemesi gerekiyor.
Ancak kurulu bir düzeni değiştirmek kolay değil. “Dijital ikize geçiyorum” demek, yatırımı açısından ilave maliyet ve iş yükü anlamına gelebiliyor. Bu noktada yapılması gereken, sağlayacağı faydayı çok net ortaya koymak. Verimlilik artışının kaç yılda geri döneceği, insan kaynağının bu dönüşüme ne kadar hazır olduğu gibi soruların cevaplanması şart.
Tüm bu sistemlerin çalışabilmesi için en kritik unsurlardan biri altyapı. İletim ve dağıtım hatları güncellenmeden bu dönüşümü yapamayız. Mikro gridlerden bahsediyorsunuz ve bu kompleks yapının içerisinde, çok büyük altyapı yatırımlarını yapmadan da gerekli değişimleri gerçekleştiremeden, aslında hiçbir ülke bu konuda istediği kadar ileriye gidemeyecek. Avrupa Birliği bu alanda ciddi yatırımlar yapıyor. Sadece yeni iletim hatları değil, mevcut iletim hatlarının da güncellenmesi gerekiyor.
Yapay zekâyı bu alanda kullanmamız için iletim hatlarının akıllanması ve iletim hatlarından veri toplanabilir hale gelmesi gerekiyor. Bu alanda henüz açıklığımız somut bir yatırım yok ancak olmazsa olmaz gördüğümüz başlıklardan biri. Bu süreç devletin desteğiyle ilerleyecek. İletim hatları dünya genelinde hâlâ büyük ölçüde kamu kontrolünde. Ön çalışmalar tamamlandıktan sonra nihai tüketiciye erişim konusu birlikte ele alınacak.
Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik ise artık vazgeçilmez başlıklar. ODAŞ olarak hem Türkiye’deki hem de Özbekistan’daki yatırımlarımızda bu konuyu çok ciddiye alıyoruz. Özbekistan’da istihdama katkı sağlarken, tarım gibi alanlarda da daha verimli ve kaliteli üretime zemin hazırlıyoruz. Bu yatırımlar bir anlamda yaşam laboratuvarı niteliği taşıyor ancak şu aşamada ticarileştirme hedefi ilerlemiyoruz. Bölgenin buna hazır olması gerekiyor. Biz bu çalışmaları, bulunduğumuz ülkelerin ekonomisine ve sürdürülebilir geleceğine katkı olarak görüyoruz ve tüm yatırımlarımızı bu bakış açısıyla yönetiyoruz.